f.bahçe csepel maçının kadrosunu uefa' ya bildirdi
csepel maçlarının ilki m. paşa, ikincisi nep stadında oynanacak. kulüp ayrıca birliğin istediği kaydiyeyi yatırdı
fenerbahçe vasas csepel kulübü ile 13 ve 23 eylül tarihlerinde istanbul ve budapeştede avrupa şampiyon kulüpler tunuuası maçlarını oynayacak olan kadrosunu uefa'ya bildirmiştir.
avrupa futbol birliğine gönderilen listede su futbolcular bulunmaktadır; özcan, şükrü, osman, basri, nedim, seracettin, gürcan, akgün. avni, naci, necdet, selâlıattin, mustafa, can, lefter, şeref, ergun, niyazi, küçük ali, hüseyin, yüksel.
idare heyeti avrupa futbol birliğine şampiyon kulüpler turnuası statüsü gereğince kaydiye ücreti olarak da 100 isviçre frangını döviz yoluyla yatırmıştır.
maçlar mithatpaşa ve nep stadlarında
fenerbahçe - vasas csepel maçının budapeştenin 110.000 kişilik nep stadyomunda oynanması hususu macar futbol federasyonu tarafından karara bağlanmış ve durum istanbul'a bildirilmiştir. karşı tarafın bu kararı üzerine fenerbahçe kulübü de 13 eylülde istanbulda yapılacak karşılaşma için mithatpaşa stadının tahsisini istemiştir.
molnar gidemiyor
fenerbahçe idare heyeti macar antrenör molnar'ı herhangi bir güçlük çıkar ihtimali karşısında budapeştedeki maça gotürmiyecektir. peşte kafilesinde yer alacak olan umumi kaptan dr. ismet uluğ ile menecer ahmet erol takımın macaristanda yapacakları antrenmanlara nezaret edeceklerdir.
macaristan lig'inin 6 ncı haftasında 12 nci durumda bulunan f. bahçe'nin rakibi için yabancı otoriteler "bu takımın forvetine dikkat edin" diyorlar
macaristan şampiyonu csepel, avrupa şampiyon kulüpler turnuasındaki ilk maçını pazar günü fenerbahçe ile oynamak üzere yarın akşam uçakla şehrimize gelecektir.
istanbuldaki karşılaşma için peşte'de margrit siget âdâsında kampa giren csepel, geçen seneki lig sampiyonluğunu gol averaj ile vöroş löbogo'dan alımıştır. bu seneki macaristan lig maçlarının 6 ncı haftası sonunda 4 puanla 12 nci durumda bulunmaktadır. puan durumundan da anlaşılabileceği gibi henüz formunu bulmayan csepel, lig maçlarında sadece tatabanya'ya 2-1 galip gelmiştir. diğer maçlarda aldığı neticeler şöyledir: pecuy (1-1). györ diyojker (1-2). frençvaros (0-1). honved (1-3). vöroş löbogo (m.t.k.) (1-1).
macaristan demir ve çelik sanayiinin merkezinde kendi ismini taşıyan bir fabrikanın spor teşekkülü olan csepel 1912 senesinde kurulmuştur. futbol takımı 1942, 1943 ve 1948 de de geçen seneki gibi gol averaj ile macaristan şampiyonluğunu kazanmıştır.
hücumda tehlikeli bir takım
avrupa şampiyon kulüpler turnuasının ilk tur kur'alarında fenerbahçenin rakibi oluncaya kadar csepel beynelmilel sahada tanınmış bir takım değildi. nitekim macar takımları içinde, memleketimizde hemen hiç tanınmamış olanlarından biriydi. bununla beraber avrupa piyasasındaki yabancı futbol otoriteleri csepel'in geçen seneki oyunlarını ölçü alarak bu takımın bilhassa forvette orta avrupanın en kuvvetli topluluğu olduğunu iddia etmişlerdir. nitekim csepel geçen seneki lig maçlarında 56 gol atmak gibi bir başarıya ulaşmıştır.
csepel klasik macar sisteminde yani kısa paslı ve süratli bir futbol oynamaktadır. hücumda iki iç oyuncusu daimi atak oynamakta buna mukabil santrafor -gördüğümüz vöroş lobogo'dakl hidegkuti gibi- geri ve akın tanzim edici olarak çalışmaktadır. fakat takımda asıl hazırlayıcı rolünü 22 yaşındaki soliç pal ifa etmektedir. bu futbolcu için otoriteler. «şimdiden istikbalin puskas'ı» demektedirler. forvet hattındaki büyük istidada rağmen csepel'in beynelmilel sahada isim yapmış yegâne adamı 1954 dünya kupası yıldızlarından ve istanbul seyircisinin macar milli maçından tanıdığı şöhretli sagaçık toth ii'dir. geçen seneki macaristan gol kralı (13 gol) klsutczki'nin de henüz 23 yaşında olduğu düşünülürse csepel
müdafaaya gelince; bu vasat görünüşlü tertibin nazımı 37 yaşındaki takım kaptanı sol bek györgy takacs'tır. kaleci toth i için de macar spor yazarları «bu seneki ligin en formda kalecisi» demektedirler. csepel pazar günü fenerbahçeye karşı muhtemelen şu şekilde çıkacaktır: «toth i - koczian ii, takacs - ugi tibor, menygyanskzy, kleiban - toth ii, gondos, kisitczki, pall tibor, fülop.»
csepel'i 10 senedenberi kulübün eski şöhretli soliçlerinden javor pal çalıştırmaktadır. yıldızlardan ziyade birbirini tanıyan genç elemanları bir takım oyunu içinde kaynaştırmakla isim yapan antrenör hafta içinde düşüncelerini soran basın mensuplarına şu beyanatı vermiştir: «csepel bu sene formda görünmüyor. doğrudur. ancak, oynayacağımız maçlar avrupa şampiyon kulüpler turnuasına dahildir. bu sebeple istanbulda fenerbahçeden bir beraberlik almaya çalışacağız. ikinci maçta avantaj tabiatiyle bizimdir.»
esasen bütün macar spor basını da csepel'in istanbulda beraberlik için çalışacağı tahmini üzerinde birleşmiştir.
fenerbahçe - csepel arasındaki ikinci karşılaşma 23 eylülde budapeştede 110.000 kişilik nep stadyomunda yapılacaktır. aynı gün barcelona'da ispanya şampiyonu barselona ile bulgar şampiyonu cdna takımları geçen hafta sofyada 2-2 berabere biten maçın revanşını oynaycaklardır. fenerbahçe - csepel maçlkarından sonra tur atladığı taktirde kendi sahasındaki cdna takımın yenmesi beklenen barselona muhtemelen avrupa şampiyon kulüpler turnuasının ikinci turunda karşılaşacaktır.
karagümrük maçı tehir edilmesine rağmen fenerbahçe modada kampa devam etmektedir. futbolculara dün sabah tehir sebebiyle kampın dağıtıldığı bildirilmişse de idare heyeti csepel karşılaşmasını gözönüne alarak kamp yapılmasını lüzumlu görmüş ve futbolcuları tekrar toplamıştır.
budapeşte, t.h.a. csepel kulübü başkanı, macar gazeteciler federasyonu merkezinde bir basın toplantısı yaparak, csepel takımının durumu ve fenerbahçe ile yapacağı maç hakkında bilgi vermiştir.
csepel'liler istanbuldaki maçın berabere yahut az gol farkı ile mağlûbiyetle biteceğini tahmin etmektedirler. csepel takımı başkanı, fenerbahçenin gayet süratli futbol oynadığını, bunlardan birkaçının 1966 da macar milli takımına karşı oynadığı, oyuncuların arasında bilhassa lefterin avnıpada da tanındığını söylemiştir.
kulüp başkanı lahos ladar, 23 eylülde budapeştede yapılacak revanşı seyretmek üzere türkiyeden 500 müracaat olduğunu da bildirmiştir.
pazar günü avrupa şampiyon kulüpler turnuasındaki ilk maçını macaristan şampiyonu csepelle yapacak olan fenerbahçe modadaki kampta hazırlığını tamamlamak üzeredir.
antrenör molnar dün öğleden sonra takım kaptanı naci, sol bek basri ve solaçık aliyi hususi şekilde çalıştırmıştır. kadronun diğer elemanları -lefter hariç - sabah idman yapmışlardır. programı bilmediğini bildiren lefter de bugün molnarın idaresinde hususi bir antrenman yapacaktır.
sarı - lacivertlilerin pazar günkü maça çıkacak tertibi cumartesi günü tesbit ve ilan edilecektir.
fenerbahçe - csepel maçına ait kapalı, açık tribün ve duhuliye biletleri bugünden itibaren mithatpaşa stadında satışa çıkarılacaktır. biletlerin fiatları şöyledir: kapalı tribün 20 lira, açık tribün 10 lira, duhuliye 5 lira.
macarlar, fenerbahçe'nin kuvvetini bilmiyoruz, dediler. meşhur toth ii sakat
misafir takım bu sabah mithatpasa stadında antrenman yapacak. maçı idaee edecek yugoslav hakemler geldi
türkiye şampiyonu fenerbahçe ile avrupa şampiyon kulüpler turnuası eleme maçlarının ilk turunu mithatpaşa stadında oynayacak olan macaristan şampiyonu csepel takımı dün 22 kişilik bir kafile halinde akşam 18.50 de budapeşte'den şehrimize gelmiştir.
hava alanında fenerbahçe kulubüğ umumi kaptanı ismet uluğ ve idare heyeti azaları tarafından karşılanan misafir takını derhal otele giderek istirahate çekilmiştir. macaristan şampiyonu csepel vasasın idarecileri, antrenör ve futbolcuları yarınki rakipleri fenerbahçe hakkında hiç bir malumata sahip olmadıklarını ifade etmişlerdir.
kafile başkanı lazar ilk defa türkiyeye geldiğini ve maçın kendileri için çok çetin geçeceğini tahmin ettiğini açıklamış ve her iki takıma da iyi şanlar dilemiştir.
takımı hazırlayan birinci antrenör pal javor ve yardımcısı ketzerise maçın neticesi hakkında bir şey söylemekten kaçınmışlardır.
«fenerbahçeyi tanımıyorum, fakat türk futbolu hakkında bilgin var» diyen baş antrenör pal javor sözlerine şunları ilâve etmiştir: «1946-1947 yıllarında ujpest takımı ile iki defa geldim. itiraf edeyim ki o tarihlerde oynadığımız maçlarda futbolünüz geri idi. fakat 1956 da milli takımımıza karşı kazandığınız zafer ve onu takip eden yıllarda avrupada elde ettiğiniz neticeler bu vadide sizlerin söz sahibi olduğunuza bir işaret sayılmaktadır. fenerbahçe bugün için bizlere kapalı bir kutudur. fakat budapeştedeki maçta rakiplerimiz muhakak ki ayni avantaja sahip olmayacaklardır.»
csepel vasas takımı oyuncuları yarinki rakipleri fenerbahçeyi tanımadıklarını söylemişlerdir. takım kaptanı sol bek takacs: «bizim için zor bir maç olacak», sol açık ponarzal: «maçtan sonra konuşalım», en tehlikeli oyuncuları sol iç pal: «top yuvarlaktır», takımın göz bebeği toth ii: «maalesef sakatım. oynamayacağım. ancak maç çok çetin geçecektir. ilk golü atan sahadan galip çıkabilir» şeklinde konuşmuşlardır.
antrenör pal javor yarın fenerbahçeye karşı çıkacak takımını şı şekilde tesbit ettiğini açıklamıştır.
bako - kazian ii, takacs - ugi, mednyanszki, klelber - satori, kisuteki, kozian i, pal, ponarzal.
kırmızı - lacivertli takım bugün saat 10.30 da mithatpaşa stadında antrenman yapacaktır. takım toplu halde öğleden sonra yapılacak olan beşiktaş - beykoz maçını seyredecektir.
honty bugün geliyor
macaristan futbol federasyonu genel sekreteri honty bugün trenle şehrimize gelecektir.
beşiktaş kulübü tarafından antrenör olarak angare edilmek istenen bukovi macar tek seçicisi olmuştur. antrenör bu sebepten türkiyeye gelememiştir.
yarın yapılacak fenerbahçe - vasas maçını idare edecek olan 3 yugoslav hakemi dün trenle şehrimize gelmişlerdi.r maçın orta hakemliğini leon lemesiç, yan hakemliklerini ise zvota vlaviç ve sveta nikoliç yapacaklardır.
saat 16 da başlayacak olan maçta macarlar müdafaa, sarı-lacivertliler ise hücum taktiği ile oynayacak
avrupa şampiyon kulüpler turnuasının ilk eleme maçını bugün saat 16 da mithatpaşa stadında, fenerbahçe ile macaristan şampiyonu csepel vasas takımı oynayacaktır. müsabakayı beynelmilel üç yugoslav hakemi leon leme-viç (orta), zvota vlaviç, sveta nikoliç (yan hakem) idare edecektir.
avrupa şampiyon kulüpler statüsüne göre, maç boyunca kaleci de dahil olmak üzere hiçbir futbolcu değiştirilemeyecektir. müsabakanın ehemmiyetini gözönüne alan iki şampiyon takım da ciddî bir şekilde bugüne hazırlanmış bulunmaktadır.
taraflar sahaya muhtemelen şu kadrolarla çıkacaklardır;
csepel vasas: bako - kockoczian ii, takacs (kaptan) - ugo, megnlanski, kleiben - satori, kisutzki, koczian i, pal, povaral.
sarı - lacivertli renklere gönül verenler, veya onun dışındaki diğer kulüplerin müntesipleri, fenerbahçenin galibiyetini canı gönülden arzulamaktadırlar. bu bakımdan müsabakanın bir milli maç havasına büründüğü söylenebilir. «maçı kim kazanacak?» şu ali şu anda pek çok kimsenin zihinlerini işgal etmektedir. bu suale peşin bir cavo vermek imkânsızdır. ancak macar şampiyonunun bugüne kadar oynadığı müsabakaların ekserisini kaybetmiş olması ve halen macaristan liginde 12 nci durumda bulunması ve macar basınının «csepel arzulanan kıvama ve forma sahip değildir» şeklindeki makaleleri fenerbahçe için şans kapısını ardına kadar açan değil, fakat aralayan bir faktör olmuştur. buna ilaveten sarı - lacivertli takım kendi sahası, kendi seyircisi, daha doğrusu kendi milleti önünde oynamak avantajına da sahip bulunmaktadır. bütün bu sebepler neticeyi tayine gidişte birer basamak olabilecek mahiyettedir.
o halde peşin verilecek hüküm. fenerbahçenin kazanma şansının üstün olduğudur.
csepelin sistemi
ancak bir müsabakadan evvel kağıt üzerinde verilmiş olan hükümlerin sahada bozulduğu ve tamamen aksi şekilde tecelli ettiği hiç bir zaman hatırdan çıkarılmamalıdır. bu sebeple maçı fenerbahçe kazanacaktır.» şeklinde verilmiş olan hükmü, bir yana bırakıyor ve macar şampiyonu csepel takımının sistemi, oyuncuları ve bugünkü müsabakada tatbik etmeyi düşündüğü taktiğini ve dünkü antrenmanda edindiğimiz intibaı kısaca izah etmeyi faydalı buluyoruz.
csepel vasas takımı, her macar ekibi gibi, diyagonal sistemde oynamaktadır. ancak csepel'in santraforları geriye çekerek oyunlarını bu futbolcuya istinat ettirdikleri tahmin edilmemektedir. zira antrenör pal javor dünkü antrenmanda, santrtfor «kozian» ile hiç meşgul olmamıştır. buna mukabil kısa boylu, sağlam yapılı ve top hâkimiyeti üstün gözüken «ugo» üzerinde ısrarla durmuş. 20 dakikalık antrenmanın 10 dakikasını bu futbolcu ile soliç pal'a hasretmiştir. bu, macarların diyagonali sola çektiklerine ve oyunlarını bu iki eleman üzerine inşa ettiklerine bir işareti sayılmaktadır. kaldı ki sakat olduğu iddia edilerek takıma konmayacağı bildirilen güstav sebes'in damadı toth ii, adeta hakkında sakat olduğu için oynamıyacağı şeklinde beyanat verenleri tekzip edercesine dünkü antrenmanda iki ayağı ile bomba gibi şütler atmıştır. toth ii, ya formsuzdur. yahut da diyagonal sistemin müdafaa oyununa ayak uyduramayan bir futbolcudur. zira diyagonalda müdafaa ancak iki açığın rakip takımın açıklarını marke etmesiyle kabil olmaktadır. bu hususu cevaplandıracak selâhatiyle bir macar idarecisi ile karşılaşamadığımızı kaydetmek isteriz. bizim şahsi kanaatimiz, toth'un sakatlığı dışında bir sebeple takıma konmamış olduğudur. gene dünkü antrenmanda kaleci «bako» nun sola plonjonlarının zayıf olduğu gözlerden kaçmamıştır. uzun boylu ve sarışın gencin bu zaafını belli edecek kadar tecrübesiz olduğu da söylenebilir.
netice itibariyle diyagonal sistemi, sola çekerek, santrafor ve sağiç ile kontraatağa geçecek olan macarların, müdafaayı esas tutmaları kuvvetle muhtemeldir.
f. bahçeye gelince
geçen seneki milli lig şampiyonu maçın favorisi olmak kompleksi içerisindedir. bu, zorlu bir maça çıkacak bir takım için hiç bir zaman iyi bir not teşkil etmez. kaldı ki, fenerbahçe, geçen yıla nisbetle kuvvetinden ve takım oyunundan pek çok şey kaybetmiştir.
f. bahçenin müdafaaya ehemmiyet vereceği şüphe götürmeyen rakiplerine karşı, bir santral vazifesi gören sağ haf ve sol içi tesirsiz vaziyete getirmeleri icabetmektedir. sağhafı, lefter klâsında bir futbolcu - sinirlenmemesi şartiyle - oyun tanzim etmek vazifesinden menedebilir. keza sağ haf avni de öyle. bu takdirde sarı - lacivertlilerin santral sistemleri bozulan rakipleri karşısında galibiyet almaları mümkün olabilecektir. yabancı bir rakip karşısında fenerbahçenin an'anevi oyunlarından birini çıkartarak türk futbolunu lâyıkiyle temsil etmeye çalışacağını beklemek hem taraftarlarının hem de bütün spor efkarının da hakkıdır.
u.e.f.a. dün gece bir telgraf göndererek fenerbahçe - vasas maçı saha müsahitliğine federasyon reisi faik gökayı tayin etmiştir. gökay maçın raporunu en kısa zamanda u.e.f.a. ya gönderecektir.
şehrimizde hava bu akşama kadar parçalı bulutlu geçecek, rüzgarlar poyrazdan hafif, zaman zaman mutedil olarak esecektir. en yğksek sıcaklık 24, en düşük sıcaklık 13 derece olacaktır. yağış muhtemel değildir.
fenerbahçe 30 uncu saniyede yediği gole, hâkim oynamasına rağmen ancak 74 üncü dakikada mukabele edebildi: 1-1
beraberlik golünü atan can ve ergün sahanın en iyi oyuncularıydı.
kahraman bapçum
türkiye şampiyonu, macaristan şampiyonu ile oymuyor... türk futbolu için büyük günlerden biri...
şöhretli macar milli takımını sahadan sildiğimiz gün milli takımımızda bulunan birkaç eleman bu gün de oynayacak. tarihe, «slavya galibleri» diye geçmiş sporcuların çocukları bugün de spor tarihimize bir zafer âbidesi dikebilirler mi? dünkü gazeteler, umumi efkar ve bizzat fenerbahçeliler neticeden ümitli... başlıklar var basında; «fenerbahçe csepel vasas'ı yenebilir» diye...
maç başlamadan evvel tribünlere bakıyoruz: hayır!.. nedense umumi hava, o büyük maçlardan evvelki hava değil. sakin, telaşlı ve heyecansız bir seyirci bu... fakat gariptir, iyi bir futbol oynayacağımıza ve galip geleceğimize o kadar inanmış ki seyirci...
saat 15.43 - tribünlerde ilk heyecan: csepel vasas takımı sahaya çıkıyor. uzun boylu, atletik ve sağlam yapılı adamlar. hafif ve yavaş bir tur yaptılar. bu bir selam turu mu? hayır! bu bir ısınma turudur. ve ehemmiyetini biz henüz anlamamışızdır. sonra gazhane tarafındaki kalenin önünde ısınma hareketlerine devam ediyorlar.
saat: 15.50 — fenerbahçe çıkıyor.. işte seyirci ve işte heyecan... takımına güvenen ve onları seven bir kütlenin peşin tebrikleri...
saat: 15.52 - seremoni için dizildiler. hakemler de geldi. fenerbahçe bir buket, macarlar bayrak veriyor.
saat: 15.55 - para atıldı. naci kazandı. ve gazhane tarafındaki kazandı. ve gazhane tarafındaki kaleyi aldı. kapalı tribünün ortalından bir boru sesi: «tiii!» selâm bu... bayrağı veya bir milli kahramanı selamlar gibi selamlıyor fenerbahçeyi... öyle ya şu anda türkiyenin temsilcisi o... ve «tiii!» borusunun kesildiği an, tek bir sesz onbinlerde hançereden bağırıyor: «ya... ya... ya...»
saat: 15.38 - başlama vuruşu ve maç. şimdi staddaki yirmi küsür bin değil, memleketteki yirmi küsür milyon bir meşin yuvarlağın gidişine ümitli gözlerle bakıyor...
maç
dk. 1 - top macarlarda... santrayı onlar yaptı. sağaçık ilerliyor. basriyi geçti. niyazi takip edemedi. orta... ne rahat!... özcan'ın tam önünde... aldı özcan... aaa! özcan duruyor. sağiç klutszki oracıkta bitiverdi: sıçradı... ayağının içi ile havaya plase etti. kalecimizin başının üstünden içeri... aşağıdan, yukarı doğru ağlara vuruyor... tısss! tribünde tıs yok... ne bu? gol mü? nasıl gol? hem de öyle bir gol ki... kaleci de kabahatli, niyazi de, basri de... ama daha ısınmamışlardı bile... nasıl kabahat buluruz bu çocuklara? neden ısınmamışardı? ve misafirler neden ısınmışlardı? çünkü onlar biliyordu, insan vücudunun bir benzin motörü olmadığını. bas gaza yürüsün, gaz kesdursun,.. yok öyle şey. işte sporcu müsabakadan evvelki eşofmanı bu golü yememek, yahut bu golü atabilmek için yapar. fenerbahcenin antrenörü sonradan kale arkasında heyecandan dizini çok dövecek ama, maçtan evvel iyi bir ısınma ihtiyacını neden düşünmedi?
dk. 2 - csepel rahat oynuyor «ver bana bir gol avansı ben de oynarım böyle rahat» diye bağıran seyirci haklı galiba. bizim paslar yerini bulmuyor ve macarlar şimdilik çalım da yutmuyorlar. eeee! pekiyi akın nasıl yapacağız?
dk. 4 - kısa mesafede çabuk adamlar, iste sağaçık. basrinin yanından verdi ve kaçtı. hızlı, çok hızlı bu adam...
dk. 5 - soldan iniyoruz, ilk akınımız. lefter can'a verdi onun şütü auta gidiyor.
dk. 7 — düzeldi fenerbahçe. ergun iyi çalışıyor. takım da hep soldan fırsat arıyor. ergun pas aldı. ortaya kaydı. can ve yüksel aradan kaçıyorlar. demarke kalamadılar. ergun 25 metreden asılıyor... ahh! aut hem de üst direği sıyırarak.
dk. 8 - basri aldığı toplarla ileri kayarak forveti besliyor, işte leftere ara pası. daldı lefter. aut çizgisi üzerinden orta... yüksel! hayır ondan evvel mendniyanski fırladı. korner.
dk. 9 - lefter sağ hafı çalımladı. süzüldü. şüt. aut. atacak. fenerbahçe gol atacak, öyle gözüküyor. ah. o golü yemeselerdi.
dk. 11 - şimdi biz oynuyoruz. atacak fenerbahçe... atması lazım, oyun öyle gösteriyor. can ortalarda aldı topu, başladı dizmeğe... aman ne güzel sıyrılış bunlar. kaçtı. girdi aradan offf! birbirinden güzel zincirleme sıyrılışlar ve bu pis şut! olur mu can?
dk. 12 - gene can... ergunun leftere onun da can'a ara pası. can düzeltmeğe lüzum görmeden çaktı şûtunu... geçti kaleciyi. evet geçti kaleciyi top ve direkle kalecinin arasında kaldı. oradan korner. şans bu hayır şansızlık.
dk. 15 - buyurun işte... o golü yedik. şimdi de tek kale oynuyoruz. ergun bir cıva... can'a verdi. haydi can! çorba etti, macar müdafaasını. vallahi çorba etti. havadan leftere verdi aman ne güzel! lefterin vuruşu korner. a-ta-cak - fenerbahçe... atamazsa yazık oluz.
dk. 30 - koczian i, csepel takımın en iyilerinden biri geri santrafor oynuyor. seyyal ve takipçi. sağa, sola dağıttığı toplar da nefis. satoriye bir top attı, aşırtma. «hızlı adam» basri fırladı. aman çok fena... «hızlı adamımız» basri bile yavaş kaldı. satori'nin yanında... korner.
dk. 36 - küçük ergunda... küçük mü? hayırt böylesine «büyük» denir. hem çok büyük... yuvarladı lefterin önüne, lefter sürdü. ortaladı. yüksel sıçradı, yere doğru bir kafa şütü. bako bloke edemedi. dalan yok.
dk. 42 - mustafa ne kadar isteksiz bugün... korner atarken bile...
dk. 44 - can sağaçık yerinde bir pas aldı. sola... sağa... hoop! yıktı yere solhafı. şimdi solbek hoop! ona da... asıldı. onsekizin hemen dışında santrhaf eliyle durduruyor. hayır top eline çarpıyor. eline çarpmasa karnına gömülecek zaten... tribün hakeme bağırıyor... yok. yok!... meşhur tempo ile değil, sadece «yuuh!.» diyor. ama gene de haksız. ne bir avantaj aldı adam, ne de kasıt var...
devre bitiyor... haksız mıyız üzgün olmakta? ah! o golü neden yedik... tesadüıf golü diyenler var. ama bu biraz da bilgi golü idi.
ikinci devre
ikinci devre: fenerbahçe aynı şekilde başladı. top götürürken harikulade olan iki adam var can ve ergun... bu topları alıp ezen üç adam var: mikro, yüksel, lefter... ve kapanık bir müdafaa csepelde... yeşildirek böyle oynamamıştı ki...
dk. 18 - csepel'in ikinci devrede kalemize ilk inişi. yüklendiler kalemize. sağdan orta... kale ağzında kimse yok. özcan fırladı ve... olmaaaz. ne var bugün özcanda? yetişemedi. bereket versin solaçık yarı uyur vaziyette idi ve kafa şutunu veresiye vurdu. aut.
dk. 22 - fenerbahçe a-ta-cak... işte o kader. bu kadar baskıya dağ mı dayanır.. gel gör ki, solaçık kaçıverdi aradan. eyvah! gitti bütün ümitler... ikinci gol bu... solaçıgın ortasını özcan bloke edemiyor. ohhh! açtı müdafaa...
dk. 25 - fena dakikalar geçiriyoruz.-satori gene sadece koşu hızı ile basriyi geçti. bırakmıyor basri. orta, özcan fırladı. gene alamadı. solaçık geri kalmış seyrediyor... taa sola gitti top. taç çizgisi üzerinde yakaladılar ve orta yaptılar. özcan!.. özcaaaan! sıçradı bloke edemedi ve az daha içeri kendisini atacaktı. korner.
dk. 26 - geri adam koczian i aradan kayıverdi. osmanın yanından şaktı şütünü. sert. yerden. özcan bu defa panter gibi aldı.
dk. 29 - sağdan geriden bir top... niyazi kafa ile indirdi ileriye... can... canın kaleye arkası dönük. aldı. düzeltirken olduğu yerde dönüverdi. yapıştırdı sağ şütünü... kaleci ters köşeye giden topa bakakaldı... top ağlarda... işte nihayet can konuştu... şimdi de tribün konuşacak: heeeeyyy, allah!... haksız mı yani... yetmiş dört dakikadır bunu bekliyoruz.
dk. 30 - ve fenerbahçe oynuyor... csepel kalesi abluka altında. yükleniyor fenerbahçe fakat netice alınmıyor. uzaktan şütler. necinin, basrinin, avninin, niyazinin yüklenişleri. ne faydası var bunun? eee! forvette «iş yapan» adam sadece can ile ergun olunca... «dalıcı adamı» müdafaa kendisi yaratmağa gidiyor. yazık artık oyun bitiyor ve fenerbahçe kazanabileceği bir maçı ancak beraber bitirecek.
dk. 44 - naci leftere yuvarladı. lefter sağtaçık yerinde. sıyrıldı. aut çizgisine çok yakın. şüt.. goo... yazık tribünün haykırışı yarım kaldı. kalenin öbür tarafından auta çıkıyor. maç bitti. ama aynı yirmi küsur mliyon on gün sonra budapeştedeki bir futbol sahasında zıplayıp yuvarlanacak olan meşin topun gidişine gözlerini dikecek ve dua edecek... bugün şansımız yardım etmedi. orada? kimbilir, belki...
macar şampiyonu şimdi macaristan'a istediği, . beklediği bir netice ile dönüyor. elbette csepei'in avrupa şampiyon kulüpler turnuasında tur atlama şansı, revanşın budapeşte'de olması sebebiyle fenerbahçe'den ağır basmaktadır, diyeceğiz.
bu kupadaki ilk deplasman maçları, şampiyonada büyük çapta iddiası olmayan kulüpler için büyük ehemmiyet taşımaktadır. fenerbahçe ne yazık ki bu ehemmiyeti geç anlamış ve ilk şansını kullanamamıştır. bu sebeple csepel'in peşte'de bir galip takım gibi karşılanacağına şüphe yoktur. çünkü 23 eylülde ğeşte'de fenerbahçe ile oynayacağı ikinci maça «kayıpsır» bir takım olarak çıkmak şansını fenerbahçe'den kaçırmıştır.
netice olarak fenerbahçe dün büyük bir fırsatı kaçırdı. bu fırsatı temenni edelim ki budapeşte'de yakalamış olsun.
fenerbahçe maçı kazanamadı. ben de geçen salı günü (milliyet spor radyosu) ndaki konuşmamda bağıra bağıra ileri sürdüğüm «fenerbahçe csepel^'i yenecek» iddiamı kaybettim.
maçı görmeyenlerden hem fenerbahçe hem de ben pek parlak not almıaycağız herhalde. amma lütfen sizler söyleyin maçı gözleriyle gören seyirciler! fenerbahçe daha hemencecik oyunun başında o tepeden inme golü yemesine rağmen dünkü oyunu, hem de farklı olarak alamaz mıydı .. kaçan fırsatlar... direkleri rüzgarlıyarak geçen toplar... can'ın müteaddit şütleri... haydi hepsini bir yana bırakın, ya o en son dakikalarda naciden leftere gelip, lefterin fevkalâde bir kontrolle altı pasa kadar götürüp direğin ta dibinden dışarı yolladığı top... bütün bunlar ve fenerbahçenin oyunun en az yüzde sekseninde devam eden baskısını görseydiniz sanırım ki, fenerbahçenin oyunu kazanamadığını benim de iddiamı kaybettiğimi pek de üstelemezdiniz.
csepelin oyun tarzı
csepin oyun tarzından taktikçilerin «istanbulda bir beraberlik veya bir farklı bir mağlûbiyet bize peşte'de işi bitirtir» diye düşündükleri apaçık anlaşılıyordu. bunun içindir ki, csepel futbolcuları bütün oyun müddetince kapalı müdafaayı esas tutan bir şeklide çalıştılar... çok defa üç bazen dört pek nadiren de beş kişilik hücum hatları hiçbir zaman hafları tarafından desteklenemedi. müdafaa ile forvet arasındaki irtibatı bile santrahaflariyle soliç kurdular. taktiklerinin doğruluğu veya yanlışlığı münakaşa edilebilir. yalnız takdire şayandır ki. oyunun kendilerine göz kırpıp flört etmeye bağlayarak hasım kaleye davet ettiği zamanlarda bile hislerine kapılıp vazifelerini unutarak asla açılmadılar. sadece bu bakımdan hepsi de vazifelerini yapmış sayılırlar. yabancı ve topraklaşmış bir saha, coşkun bir seyirci ve müthiş bilenmiş bir rakip karşısında kanaatimce davranışları doğruydu da... ancak oyun yavaşlatmak ve rakiplerini sinirlendirmek için takındıkları tavırlar ve giriştikleri hareketler hiç de sportmence değildi... bilhassa o kendini beğenmiş, soğukkanlı rolündeki kalecinin...
ve fenerbahçe
gelelim fenerbahçeye... oyunun gidişatı icabı adeta mecburen daha çok birer müdafaa oyuncusu olduklarını unutan defans seyrek csepel kontratakları karşısında hiç de aksamadı denemez. forvette ise çok sıkışık csepel müdafaası arasında en rahat iş gören dört bacak vardı. ergun ve bilhassa can'ın bacakları... hele can'ın topu tatlı tattı severek istediği yere sevkeden sol bacağı...
lefter ilkönce memleket dışına taşmış müthiş şöhretinin mesuliyeti sonra da onu tanıyan macar defansı tarafından iki kere marke edilmişti sanki. yüksel çok çalıştı. fakat iç içe girmiş kale önünde onun oklaşıp fırlayacağı boşluklar yoktu. halbuki onun tarzına karşı müdafaada açılan koridorlara uzatılan topları kovalamak ve değerlendirmek giderdi.
kısaca fenerbahçe 90 dakikanın en az yetmiş dakikasında bir balyoz gibi iyi örülmüş csepel müdafaasına çarptı da çarptı. bu balyozun sapında yani gerisinde en çok göze çarpan basri ve avni, sivri ucunda yani ilerisinde ise ergunla candı... ve dün hakkı olan bir galibyete erişemiyen fenerbahçeye yazık oldu...